Anne Hikayeleri – Özge Kopuz

Anne Hikayeleri köşemizin konuğu ozgekopuz.com sayfasının kurucusu, Yade, Mira ve Asım’ın  annesi avukat Özge Kopuz.
Hikayeniz ve paylaşımlarınızla okunması  en keyifli anne-bebek sayfalarının başında ‘ozgekopuz.com‘  . Bu sayfayı kurma ve yazı paylaşmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında benim blog kurmam ya da bu işe girmem hiç bir plan dahilinde olmadı. Tamamen tesadüfler, tesadüfleri kovaladı. Benim 3 çocuğum da tüp bebek. Mira 6 aylık falandı ve geceleri hiç uyumayan bir çocuktu. Bir gece o kadar sinirliydim ki, uykusuzluğun da verdiği bir şeyle altı aylık çocuğa bağıracak haldeyken eşim Ziya dedi ki, unutma, ne kadar zor şartlarla kucağına aldın bunu, o günleri unutma. O an dank etti, hakikaten insanoğlu bazı şeyleri böyle çabuk unutuyor. Unutmamak için de, bir günlük tutayım ve günlüğe yazayım dedim. Bir arkadaşım da dedi ki, hangi yıldayız artık günlük mü kaldı? Sen blog yaz. Ben blog mu yazsam diye düşünürken o bana blog açtı. İlk başta günlük mantığıyla yazmaya devam ettim. Adliyede yaşadıklarımı da çocukla yaşadıklarımı da yazıyordum. Bu şekilde devam ediyordu. Ama sonra hem blog hem de sosyal medya kısmı çok tuttu, öyle olunca da böyle devam etti.
22 Ay içinde kendinizi 3 çocuk annesi olarak buldunuz. Uzun ara vermeden kardeş yapma fikrini annelere önerir misiniz?
Açıkçası o dönem bunun bu kadar zor bir şey olduğunu düşünmemiştim. Benim için hayallerimi gerçekleştirdiğim çok keyifli bir andı. Çünkü uzun zamandır çok fazla çocuk istiyordum. Hep söylüyorum, üniversitede İtalyan filmlerini çok izlerdim, koskocaman masalar, kalabalık aileler. Ben de kendi kalabalık ailemi yaratmak çok istiyordum. Yani çok çocuk yapma isteği her zaman kafamda vardı. Arka arkaya yapma fikri de her zaman kafamda olan bir şeydi. 22 ayda aynı dediğiniz gibi 3 tane çocuk oldu. Yani yaş aralıklarının az veya fazla olmasının avantaj ve dezavantajları var. Yakın yaş aralığının olmasının dezavantajı en çok anne için. Çok yaş aralığının  dezavantajı da çocuk için. Tabi bu benim düşüncem çünkü yakın yaş farkı varsa çocuğunuzun bir kere çok iyi kardeşlik duygusuyla büyüyorlar. Hep söylüyorum, benimkiler hiç aktivite yapmaya ihtiyaç duymuyor. Başka birine ihtiyaç duymuyor. Yani sürekli en yakın arkadaşınızı yanınızda taşıyormuşsunuz gibi düşünün, 24 saat berabersiniz. Çocuklar açısından çok avantajlı bir durum ama benim için özellikle ilk 3 sene çok zor oldu.  Evde daha 22 aylık emzikli bezli bir bebekleyken ikizler de gelince benim için zor bir süreçti. Ama şu anda çok keyifli yani ben az yaş farkını öneriyorum. Anne o psikolojik yapıdaysa, bakabileceğine inanıyorsa buna kendini hazır hissediyorsa, az yaş farkının olması bence daha iyi. Yine başa dönsem, yine aynı şekilde yapardım.
Yade, Asım , Mira  çocuklarınızın isimlerinin bir hikayesi var mı?
Mira’ ya hamile kaldığımda o zaman Ziya ile konuşmuştuk kız olursa ben koyacaktım, erkek olursa o koyacaktı ismini çünkü Ziya babasının ismini koymak istiyordu. Kız olunca da bana bıraktı. Ben o dönemde hala Rusya’ da Miroslava Duma vardır. Benim de çok hoşuma giden bir kadındı ona Mira derler. İlk Mira ismini orada görmüştüm. O zaman çevremle paylaştığımda herkes beni çok yadırgamıştı ya o nasıl isim diye. Aslında Türkçe anlamı da çok hoşuma gitmişti. Geceleri yunuslara yol gösteren yıldız demek. Kesin karar vermiştim, sonrasın da Mira ismi meşhur bir dizi karakterinde de kullanıldıktan sonra şu anda yaygın isimlerden biri oldu. Daha sonra ikizlere hamile kaldım. Biri kız biri erkek olduğu belli olunca. Erkeğin ismi belliydi Asım, rahmetli kayın pederimin ismi. Sonra baktık ki hepimizin isimleri 4 harfli, o zaman ailemizin 5. ferdi adı da 4 harfli olsun. Direk 4 harfli kız ismi aramaya başladık. Görümcem bir liste göndermişti orada Yada ismini gördüm ve kulağıma çok hoş geldi ve Yade koyduk
3 çocukla adliye koridorların da da paylaşımlarınıza şahit olduk tatillerde de … İdare etmesi çok kolay olmasa gerek. En çok zorlandığınız durum neydi bununla ilgili bir anınız var mı ? 
Evet 3 çocukla çalışma hayatı çok zor hatta imkansıza yakın bir şey. Ben bunun çok müdahalesini verdim ama maalesef o öyle olmuyor. Bunu çocuklar biraz daha büyüdükçe anlıyorum. Hani o çocuk da yaparım kariyer de sözünün tamamen şarkı sözü olmaktan ibaret olduğunu düşünüyorum. Belki tek çocukla yapılabilir tabii ama 3 çocukla gerçekten çok zordu. Mecbur kalıp çocukla adliyeye gitmek. Mecbur kalıp Mira ile haciz gitmek gibi deneyimlerim oldu. Adliyeye şimdi gittiğimde ise zorlandığım şeylerden birincisi çalışma saatleri. Çünkü bitmeyen duruşmalar var. Bir kere bir duruşmaya 5’te girdiğinizde bütün düzeniniz bozuluyor. İkinci olarak hatırladığım da Mira daha 6 aylıktı, İstanbul Adliyesi, Çağlayan’ da ki yerine yeni taşınmıştı ve daha hiç bir şey yoktu. Ben emziriyordum ve koskoca adliyede emzirecek bir yer bulamayıp, arka merdivenlerin orada önüme bir arkadaşımı koyarak Mira’yı emzirdiğimi hatırlıyorum. Sonradan tabii bir emzirme odamız oldu ama o dönemler yoktu.
3 çocuk annesi avukat kimliğinizle birlikte duruşunuzu ve zarif giyim tarzınızı da severek takip ediyoruz. Bu konuda sizi yeni projelerde görebilecek miyiz ?
Aslında sürekli yeni projelerde olup yapmayan biriyim ben de. Bunu da yeni keşfettiğim bir şey olduğu için ilk burada söylüyorum. İnsan kendini yeni yeni keşfediyor herhalde. Çünkü ben çok uzun zamandır sosyal medyada çok fazla aktif olmamaya çalışarak, ama aynı zamanda yeni hiç bir şey yapmayarak ama kendimi de çekmeyerek böyle bir durumun içindeyim. Bunu da hep yeni bir proje, bir iş geldiğinde hep bilmediğim işe girişmeme gibi bir huyum var. Başak burcu olmanın verdiği bir özellik de olabilir. Oldum olası zaten bilmediğim hiç bir işe girişemiyorum. O konuda cesaretli bir insan değilim. Ya bu bir tesadüf olacak, tıpkı blog hikayem gibi. Orada da çok bilinçli olarak hareket etseydim o olmayacak bir şeydi. Çünkü dediğim gibi, bilmediğim bir işe girişmeyi sevmiyorum. Ama en son bu sinema projesi ile şunu fark ettim. Bu sinema projesi beni o kadar fazla heyecanlandırdı ki, bu arada Hello Kitty filminde oynadım, bir gün öncesinde tam vizyona girmeden o kadar fazla kalp çarpıntım oldu ve heyecan yaptım ki bir arkadaşım bunu şöyle yorumladı. Hiç bilmediğim ve yeni bir işe girmediğim için, hayatımda hiç heyecan olmadığını ve hep bildiğim şeyleri yaptığımı, bunun da aslında pek heyecan katmadığını söyledi. Ben de artık yeni dönemde yeni şeyler yapmaya cesaret etmek istiyorum. Bu konuda ilk bir Youtube projesi var. Uzun zamandır hep geri adım attığım, hiç cesaret edemediğim bir şey, şimdi demetle beraber belki öyle bir şey  yapacağız. Bakalım, şimdilik planlar bu yönde…
Çok keyifli bir röportaj oldu. Teşekkürler, Sevgiler:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir