Çalışan Anne Olmak

Eveet o gün geldi çattı. İşimi her ne kadar özledim desem de o an  gelince bebeğimden nasıl ayrılacağım telaşı içimi çoktan sarmıştı. İçimde çalan korku çanlarını duyabiliyordum. 9 ay karnımda , sonrasında 8 ay her an birlikte geçirdiğim bebeğimi nasıl bırakacaktım? Tuğhan’ı ya aile büyüklerine ya da bakıcıya bırakacaktım. Şükürler olsun ki oğluma babannesi bakacak.

Tuğhan 8.ayına girdiğinde işime geri döndüm. Kendime söz verdim. Evden çıkarken kaçarak değil, Tuğhan’ımla vedalaşarak/ öperek evden çıkacağım diye. Nitekim de istediğim gibi oldu ☺ Nacizane size tavsiyem sizde böyle yapın. Çocuğunuzda kalıcı korku ve güvensizlik bırakmamak adına… O gün çok duygusal geçti benim için.. Telefonla saat başı arayarak sütünü içti mi? Yemeğini yedi mi? Uyudu mu? Ne kadar uyudu? Vs vs…sorularla babaannemizi ne kadar bunaltsam da ☺ Bu soruları sormaktan kendimi alıkoyamıyordum☺  İşe özlemim, oğlumdan ayrı kalmam, acaba  kötü mü yaptım soruları kafamda dönüp duruyordu. Aklımla vicdanım arasında büyük bir savaş başlamıştı. Bir yandan çevre baskısı çalışan anne ol diyen taraf, diğer yandan bence çocuğunun en güzel zamanını kaçırma, kendin yetiştir diyen taraf.. Çalışıyorsan ve bir de süt verebiliyorsan, çevremizdeki teyzeler aaa kesin sütün azalır. Bebeğin biberon almaz laflarına kulak asmamalı insan.. ( malum yorum yapmaya bayılan bir milletiz ☺ ) Tabi bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Günün yoğunluğunda zamanınızı ayarlayıp, süt sağmayı atlamamak gerekiyor.  Ben şanslı kesimdenim. Kurumsal bir yerde çalışıyorum ve olanaklarım iyi. Harika bir süt odamız var. İçinde buzdolabı, kişiye özel kabinler, dolaplar vs vs. Aklınıza gelebilecek bir çok lükse sahibim.( tekrar şanslı kesimden olduğumu hatırlatmak isterim). Anne olmadan önce bir süt odasının olduğundan ve ne kadar önemli olduğundan haberim bile yoktu. Anne olup ,işe başladıktan sonra bunların farkına varabildim. Süt odası bir lüks değil, ihtiyaçmış ! Umarım tüm şirket, kurum, işyerleri bu standarttı sağlar..

İşe dönüp / dönmemek arasında gidip gelirken, şimdi iyi ki geri dönüşüm diyorum. Öncelikle kendinize hayattan ne beklediğinizi sorun. Sonrasında imkanınız var ise çalışma hayatına geri dönün ve  asla kendinizi suçlamayın. Pişmanlık duymadan kendi filminizin kahramanı olun.

Çalışmamayı seçip, çocuğunuza kendiniz de bakmak isteyebilirsiniz. Doğum iznimde olduğum sürede gördüm ki evde de, işyerinde olduğu kadar efor sarfediyoruz. Hatta bazen evde daha fazlası da olabiliyor.( 8 aylık tecrübeyle sabit ☺ ) O yüzden çalışmayan annelerimize de saygım sonsuz ♥

Eğer çalışıyorsanız çalışma hayatıyla çocuk yetiştirmeyi bir arada nasıl güzel hale getirebiliriz onu düşünelim..  Evde tüm gün kalıp onunla vakit geçirebilirsiniz. Bu çocuk için şahane bir şey. Ama biz çalışan anneler, eve döndüğümüzde çocuğumuzla beraber geçireceğimiz az zamanımız kalıyor. Bu yüzden çocuğumuza ayırdığınız bu zamanı “kaliteligeçirmemiz gerekiyor. İşi işte bırakıp, kendimi sıfırlayarak evime giriyorum (en azından öyle yaptığımı düşünüyorum☺) Eve gittiğimde tüm enerjimi Tuğhan’a vermeye çalışıyorum. Keşfettiği her şeyi onunla bende yeniden keşfedip, heyecanını birlikte yaşıyorum. Yeni oyunlar , yeni sesler, yeni tepkiler…Tabi bunun dışında her şey bu kadar da toz pembe değil ☺  Her günün ritüeli de var. Yemek yedirme, emzirme, banyo yaptırma, alt değiştirme, uyutma gibi gibi ☺

Gelelim hafta sonlarımıza. Haftanın 5 günü çalışan bir anne olarak oğlumla hafta sonu her annenin istediği gibi dolu dolu vakit geçirmek istiyorum. Çalışan bir anneyseniz bu anların ne kadar önemli olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bebeğiniz uyuduğunda ev işleri, yemek vs minimum düzeyde yapmaya çalışın. Onun yerine çocuğunuzun uyanık olduğu her an onunla olmaya özen gösterin. Klasik ama işler bitmez, ama çocuğunuzun en güzel anlarını kaçırabilirsiniz. Anı yaşayın!..

Bir kadın olarak bir çok şapkamız var. Eş, çalışan kadın, anne olmak… Bazen bu şapkalar karışabiliyor. Ve yoğun bir duygu karmaşası içinde kendinizi bulabiliyorsunuz. Ev, iş ,annelik derken yalan değil bir dönem kendinizi unutabiliyorsunuz.  Önemli olan geçiş sürecinin uzun sürmemesi. Herkes bu dönemi yaşıyor diyerek kendinizi telkin edin. İşte mükemmel bir çalışan, evde harika bir eş ve harika bir anne aynanda olamazsınız. Eğer elinizden geleninin en iyisini yaptığınıza inanıyorsanız tamamdır ☺ Çevrenizden gelen yardımlara açık olun. Yardım gelmiyorsa da istemekten kaçınmayın ☺

Eşinizle arada kaçamaklarınız olsun. Malum babalar bebek olduktan sonra biraz kıskanabiliyorlar ☺ Bu dengeyi iyi koruyun. Kendiniz ile baş başa kalmayı da ihmal etmeyin. Çünkü her şey önce sizin iyi olmanızdan geçiyor.

Mutlu bir anne  + mutlu bir bebek = mutlu bir “aile “demektir!.

Diğer yazılarımda görüşmek üzere..

Sevgiyle kalın…

Tuğçe Pulluk